Aklı Hür, Vicdanı Hür Nesiller Var mı Bir Yerlerde ?

Gelişmeler ne kadar ilginç, aslında sosyoloji ve psikoloji tezlerine gebe bir ortam oluştu. YSK tuhaf ayıbını örtmek için mazlum seçmenin haklarını koruduk masalı yazmış. Arkadaş sen bu “Mühür” uygulamasını, zaten ben Seçmenin hakkını korumak için koymadın mı ortaya rezil, utanmaz. Bu mührün gerekçesi seçmen, dışarıdan gelen hazır tercihi basılmış oyu sandığa atıp, kurulda verilen boş pusulayı götürüp tercihinin, insanlığının fahişesi olamasın , seçmeni satmaya, satın almaya meraklı pezevenklerin, kavatların imkan bulamasın diye koymadın mı mührü kanuna. Sonrasın da o elinde teraziyle kılıç tutan kızcağızı da çevirdiniz vesikalı yarinize.

Peki be ey akp li vatandaş, Bu uygulamayı başındakiler ile birlikte ve başındakiler için savunurken, ya bunun hakka hukuka uygun olduğuna gerçekten inanıyorsun, yada daha elim ve daha vahim olarak, nasılda uydurduk oh olsun vicdansızlığındasın.

Eğer birinci seçenek doğruysa seninle oturup konuşuruz anlatırız, okursun öğrenirsin, ama ne olur aklını ve vicdanını hür tut ki, kendi kararını kendin ver. Sana kimse dikte edemesin kararını. Saygım da beraberliğim de seninle olur o zaman.

Ama ikinci grup ta olanlar için sözün bittiği yerdir ve sizin de, bu tezgahı hazırlayan şerefsizlerin de, göz yuman hukukçu bozuntularının da, bu milletin ve yurdun bağrında yeriniz yok.

Bilin ey aklı ve vicdanı çobanının elinde zincirli şerefsizler…

Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız,
Tufanları gösteren, tarihlerin yadıyız,
Kanla, irfanla kurduk biz bu Cumhuriyeti,
Cehennemler kudursa, ölmez nigahbanıyız. 

Yaşa varol Harbiye, yıkılmaz satvetinle,
Göklerden gelen bir ses sana ne diyor, dinle:
Türk vatanı üstünde sönmez güneşsin sen,
Kartal yuvalarında, hürdür millet seninle.

Bu Sizin İçin Bir Başlangıç

AKP ajansının açıkladığı 51.23 resmi olmayan sonuç, devamında şaibeli uygulamalar ve itirazlar sonucu değiştirir mi göreceğiz. Ancak “Hayır” yönünde olabilecek bir düzeltme sizin sindirebileceğiniz bir lokma değil. Hatta belki de Hayır seçeneğinden çekinerek akp olarak referandumu iptal etmektense, yasaya aykırı uygulamalar ile ortam oluşturup Hayır cephesine iptal işini yıkmak ve böylece şirkperestlerinizi daha kolay provake etmek. Sonuçta referandumun iptali durumunda B planınız;  Hayır sonucuna katlanmaktansa, sizin için daha uygun şartlarda referandumun yenilenmesi olacaktır. Bu şartları oluşturmak için her yol mubah olacak. Baskı, yıldırma politikaları, belki merzifon eşeği marifetiyle provakasyon ve sokak çatışmaları. Sonuç evet olsaydı böyle olmazdı yaygaraları.

Ama artık karşınızda çok daha bilinçli ve sonuç alabileceğine inanan bir toplum olacak ve asla yılmayarak keskin ve kararlı bir duruş sergileyecektir. Şu anki sonuç değişse de değişmese de; bu zayıf oranla aldığınız destekle bile durumunuz bıçak sırtındadır.

İşte bu ahval ve şeraitte  bilmeniz gereken “Son” bir an değil, bir süreçtir.  Ve bu referandum sizin için süreci başlatmıştır.

Bu sizin için “Sonun Başlangıcıdır”

Hayırlı ve uğurlu olsun.

Neden mi Hayır?

Çok basit…

Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.

BOP un eş başkanıyım diyen kendisi…  Şimdi BOP’un hem Orta Doğuya hem de Türkiye’ye açtığı belalarla cebelleşiyoruz. Birader bu BOP’un Sevr Antlaşması’nın yeni versiyonu olduğunu görmeden bilmeden eş başkan olduysan “Gaflet ve Delalet içerisinde”, bilerek yediysen bu haltı “Aleni hıyanet” içerisindesindir.

Ben bildim bileli fetoş dediğim salya sümük efendi kırmızı bültenle aranırken, kim iptal etti bu bülteni? ve kim zırladı? “Bitsin bu hasret gel hocacığım” diye… Ama bak kesinlikle kandırılmadı haaaa… Bu durumda da değil “Gaflet ve Delalet içerisinde” doğrudan “Aleni hıyanet” içerisindesin. Yazık benim vatandaşlarıma ki senin başında olduğun devlet kurumlarının ruhsat verdiği, yasalarla yolunu açtığı, bankalara para yatırdıkları için, senin başında olduğun Maliye Bakanlığı’nın vergi ödülleri verdiği şirketlerinden mal aldıkları, iş yaptıkları için,  senin başında olduğun Milli Eğitimin milyonlarca lira destek verdiği dershanelerine çocuklarını gönderdikleri için, hapse düştüler. Onlar yazık ki sadece gaflet ve delalet içerisindeydi aleni hıyanet değil. Ah bir de hatıra para pul çıkartan kimdi bu şerefsizin işlerine; devlet desteği ve himayesi olarak… Aleni hıyanet hem de minare boyu.

Bir de şu açılım dümeni, sizin iktidarınız boyunca askere sınır ötesi değil, sınır içi bile hareket yasağı koydunuz kışlaya kapattınız. Teröriste her türlü lojistik alt yapı, eğitim zamanı, saha düzeni için fırsat verdiniz. Valileriniz emniyet müdürleriniz şehir ve kasabalara yüzlerce ton (bırak silahı cephaneyi patlayıcıyı) inşaat malzemesi sokup mevzi hazırlarlarken ne halt yiyordu? Şimdi dersiniz ki onlar fetocu, yaff kim atadı la bunları o göreve, kim imzaladı, kim maaş verdi?

Ama ne oldu hayallerinizdeki rejim değişikliğine temel olacak kaosu bölge halkı yıkıverdi. Nasıl mı? Teröriste siper olacağını sandığınız o insanlar, evleri barkları yakılıp yıkılma pahasına çekiliverdi teröristin önünden ve askere polise temizle şunları deyiverdi. Ve o asker- polis dünyada hiçbir ordunun göze alamayacağı can bedeliyle santim santim temizleyiverdi… BOP’un hayallerini beton sığınakların altına gömdü.

Açılım açılım diye kol kola hayal çekip, ulumalarına ailece zırıltıyla gözyaşı döktüğünüz, teröriste bu imkanları verirken sonunu göremediyseniz  “Gaflet ve Delalet içerisinde” bilerek yediyseniz bu haltı “Aleni hıyanet” içerisindesiniz.

Devlet adamlığı ciddiyet, sağduyu, kararlılık ister. Devlet adamı ülke imkânları ile gerçekleştiremeyeceği, yapmayacağı işi beyan etmez, beyan ettiyse ne pahasına olursa olsun yerine getirir ki, temsil ettiği devletin ve milletin vizyonuna, güvenilirliğine, saygınlığına halel gelmesin.

Yahu oynamaktan bütün eklemleriniz laçka oldu kıvır kıvır, yerle bir ettiniz Ülkemin kıymetlerini.

Şu saygısız, seviyesiz cibilliyetsiz egemen zibidisi Sayın Sezer gibi “Devlet Duruşu ve Saygınlığın” timsali bir kişiliğe dil uzatırken bahsettiği Apartman Kapıcılığı için bile tecrübesi ve çalıştığı, bitirdiği işlere bakılır.

Sizin güruhun yukarıdaki icraatlarına bakılınca değil bir milyon kere hayır…

Dip not: Baba tarafından Bin Ali isimli bir Kafkas akıncısına, Ana tarafından da Çanakkale’de 9 kurşun yemiş bir gaziye dayanır ailemiz. İlave olarak aile fertlerimiz içerinde Albayı, Binbaşısı, Miti Polisi neredeyse bir tek ben sivilim. Bende naçizane 1992 de Silvan da Asteğmenliğim sırasında bir kazada sakatlandım… Netice itibarıyla, “Hayır” dediğim için bana terörist diyenin de düşünenin de dedirtenin de taaaaa…

Yeni bir arayüz ile tekrar yayındayım.

Hukuksuzluğun, aymazlığın, sorumlu sorumsuz ayakların baş olduğu günlerde, doğru yolu bulmak için yönetim sistemlerinin sağ duyulu, hedefe yönelik, gereksinimlere ve ölçümlere dayalı objektif yöntemlerle çizdiği yol haritaları belki tüm yöneticilere ışık tutar.
İşte bu düşünce ile durum analizi ve yol haritası önerileri ile buradan paylaşımlarda bulunacağım,

karınca kararınca,
söndüremediğim ateşte gözümü kırpmadan yanacağıma and içerim.